<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bela Presente</title>
	<atom:link href="http://belapresente.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://belapresente.com</link>
	<description>IS THIS HYPERREAL?</description>
	<lastBuildDate>Fri, 11 May 2012 23:13:09 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3.1</generator>
		<item>
		<title>Machete Girl Cyberpunk eZine</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/05/07/machete-girl-cyberpunk-ezine/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/05/07/machete-girl-cyberpunk-ezine/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 07 May 2012 11:03:55 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[avustralya]]></category>
		<category><![CDATA[cyberpunk]]></category>
		<category><![CDATA[e-zine]]></category>
		<category><![CDATA[ezine]]></category>
		<category><![CDATA[machete girl]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=544</guid>
		<description><![CDATA[İnternet, sunduğu geniş imkanlarla fanzincilik ruhunu taşıyan insanlar için devasa bir alan sağladı. Bunu kimileri şahane bir şekilde değerlendirirken, kimileri eline yüzüne bulaştırıyor. Bu yüzden bu konularda çok fazla yazılıp edilmemesini de göz önünde bulundurarak blogumun ve ilgi alanlarımın kapsamına giren eDergiler ve eZine&#8217;lar hakkında böyle tanıtım serileri yazmaya karar verdim. Hem okunabilecek güzel materyaller [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/05/coverissue7.jpg"><img class="alignleft size-full wp-image-545" title="coverissue7" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/05/coverissue7.jpg" alt="" width="424" height="600" /></a>İnternet, sunduğu geniş imkanlarla fanzincilik ruhunu taşıyan insanlar için devasa bir alan sağladı. Bunu kimileri şahane bir şekilde değerlendirirken, kimileri eline yüzüne bulaştırıyor. Bu yüzden bu konularda çok fazla yazılıp edilmemesini de göz önünde bulundurarak blogumun ve ilgi alanlarımın kapsamına giren eDergiler ve eZine&#8217;lar hakkında böyle tanıtım serileri yazmaya karar verdim. Hem okunabilecek güzel materyaller bulmanızı kolaylaştırmak hem de sanal fanzinler-dergiler konusunda kendi filtrenizi yaratabilmeniz için.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İlk yazımın konuğu Avustralya&#8217;dan bir grup cyberpunk. Bu arkadaşlar sadece fanzin olmakla kalmıyor, aynı zamanda bir çok cyberpunk etkinlik de düzenliyorlar. Ancak Avustralya&#8217;da oldukları için şimdilik sadece fanzinlerini okumak ve kendileriyle facebook grupları üzerinden sohbet etmekle yetiniyoruz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Machete Girl bir eZine olarak gerçekten başarılı bir iş çıkarıyor. Tasarım anlamında profesyonel olduklarını dosyayı açar açmaz farkediyorsunuz -ki aynı zamanda sınırlı sayıda basılı versiyon da yapıyorlar her sayıları için. Okurken hiçbir sıkıntı çekmiyorsunuz, gözü yoracak ya da tasarımcıya küfrettirecek bir sayfa olmamasına dikkat ediyorlar. Fanzin ruhu konusunda hiçbir sıkıntıları yok ancak ellerindeki imkanları da kullanmaktan hiç çekinmiyorlar ve kaliteli bir iş çıkarınca fanzin ruhuna aykırı kalınacağını iddia edenlere de gerekli cevabı vermiş oluyorlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>İçerik anlamında ise beklenenin fazlasıyla üstündeler. Teorik konulardan, internet haberlerine, cyberpunk modasından edebiyata, sinemadan müziğe kadar cyberpunk hakkında gerçekten ne var ne yoksa döküyorlar önümüze. Dolu dolu ve her sayfası okunmaya değer bir iş çıkartıyorlar. Her sayısı 50 sayfa ve bu 50 sayfada cyberpunk olmayan bir şey bulma imkanınız yok. Bu anlamda tam bir hazine sandığı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dergi tamamen ücretsiz olarak indirilebiliyor ancak hemen her internet dergisi gibi bağışlara da açıklar. Bu anlamda bağış hakedebilecek çok az dergiden birisi benim gözümde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söyleyebileceğim eksi bir yön bulamadım. Tüm sayılarını okumama rağmen maalesef böyle bir yan gözüme çarpmadı. Siz farkederseniz yorumla belirtebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Hakkında daha fazla yazmak istesem de söyleyecek çok fazla şey bulamıyorum. Dergi kendisini anlatıyor zaten. Özetle; cyberpunk ile içli dışlı olan, yeni haberleri ve farklı yorumları merak eden, cyberpunk adına ne varsa ulaşmak istiyorum diyen biriyseniz bu dergiyi takibe almanız şart.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Dergiye bir puan verecek olursak: <strong>10/10</strong> derim. O kadar çok sevdim kendilerini.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Derginin sitesi:</strong> <a href="http://www.machetegirl.com/" target="_blank">http://www.machetegirl.com/</a></p>
<p><strong>Derginin twitter hesabı:</strong> <a href="https://twitter.com/#!/MacheteGirleMag" target="_blank">https://twitter.com/#!/MacheteGirleMag</a></p>
<p><strong>Derginin facebook grubu:</strong> <a href="https://www.facebook.com/groups/machetegirl/" target="_blank">https://www.facebook.com/groups/machetegirl/</a></p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/05/07/machete-girl-cyberpunk-ezine/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cuma Postası [13.04.2012]</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/04/13/cuma-postasi-13-04-2012/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/04/13/cuma-postasi-13-04-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 13 Apr 2012 15:43:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=534</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; *Günler geçer, Ahmet&#8217;in dökülesi gelir ve bir cuma postası daha düşer önünüze. Hadi bakalım&#8230; &#160; &#160; &#160; *Sanırım ciddiye alınma eşiği diye bir şey var. Yoksa da artık var en azından. Bazı insanların/grupların/kurumların bu eşiği geçmek ve ciddiye alınmamak için büyük bir çaba gösterdiklerinden eminim. Ortalama mantık kuralları çerçevesinden bile bakıldığında bu kadar [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/08/cuma-postasi-2.jpg"><img class="size-full wp-image-298 alignleft" title="cuma-postasi-2" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/08/cuma-postasi-2.jpg" alt="" width="470" height="210" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Günler geçer, Ahmet&#8217;in dökülesi gelir ve bir cuma postası daha düşer önünüze. Hadi bakalım&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Sanırım ciddiye alınma eşiği diye bir şey var. Yoksa da artık var en azından. Bazı insanların/grupların/kurumların bu eşiği geçmek ve ciddiye alınmamak için büyük bir çaba gösterdiklerinden eminim. Ortalama mantık kuralları çerçevesinden bile bakıldığında bu kadar aptalca hareket edip de bunları bile isteye yapmalarının başka bir açıklaması olamaz. Eğer amaçları bu değilse de ciddi bir zeka problemi mevcut demektir bahsi geçenlerde. Sonuç ne olursa olsun gereksiz oluyorlar ama o ayrı bir konu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*İnsanın çalıştıkça çalışası gelmesi gibi bir durum var(mış). Yeni yeni öğrenmeye başladım, uğraştıkça uğraşasım, yazdıkça yazasım, okudukça okuyasım geliyor. Ancak bünye ne kadar üst seviyeyi görebilecek merak etmiyor değilim. Deneyip göreceğiz, sonuçtan haberdar olursunuz zaten. (Beyni patladı öldü?!)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*&#8221;Madem o kadar coştun, neden bir şey göremiyoruz.&#8221; diye söylenecek olanlar varsa kendilerine bir duble sabır ikram ediyorum. Bekleyin biraz, her şey güzel olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Bazı insan modelleri görüyorum ortalıkta (her yerde insan var, nasıl görmeyim ki [harbiden niye bu kadar çok insan var?]), arada bir konuşmalarına kulak misafiri oluyorum. Bu misafirliklerden elimde çok önemli bir sonuçla döndüm: Bizim cidden boş dertlerimiz varmış. Çünkü bahsettiğimiz modelde (cep telefonu tanıtır gibi oldu bu da) öyle bir ayakkabı varmış ki, modası geçince adamı terkedip, ortada bırakıyormuş. Kendi ağzından aynen aktarırsam: &#8220;Abi bi daha nayk almam. 3 ay sonra modası geçiyor, ortada kalıyorum.&#8221;. Bence siz de not alın bu tavsiyeyi, sonra bir anda yol ortasındayken modası geçer, ayakkabısız kalırsınız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Aklıma gelmişken; Şakaysanız hiç komik değilsiniz ama ciddiyseniz ıslak meşeyle dalıcam, bu ne lan?!?!?!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*13. Cumanız mübarek olsun. Bu mübarek günden bir gün önce Charles Manson&#8217;ın serbest kalma talebinin yine reddedildiğini duyup dertlenmiştim. Oysa insanlığın fazlasıyla ihtiyacı vardı abimize. Bakın ne demiş:</p>
<h4><em>&#8220;I&#8217;m special. I&#8217;m not like the average inmate. I have spent my life in prison. I have put five people in the grave. I am a very dangerous man,&#8221;</em></h4>
<p>&nbsp;</p>
<p>E haklı tabi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Son zamanlarda olan bitenlerden bahsedecek olursak, yukarıda bahsinin geçtiği gibi ciddi bir okuma ve yazma temposuna girdim ama ne zaman elle tutulur bir şeyler ortaya çıkacağı şimdilik meçhul. O yüzden bu konuda beklemedeyiz, pek bir haber veremeyeceğim.</p>
<p>Onun dışında sosyal ağlardaki iletişimi biraz derli toplu hâle getirebilmek adına facebookta bir düzenlemeye giriştim, onunla ilgili detaylı bilgiyi <a href="https://www.facebook.com/belapresente/posts/146525272141794" target="_blank">buradan </a>okuyabilirsiniz.</p>
<p>Son olarak, Paslanmaz Kalem isminde yeni bir blog kuruldu. Kadrosu şahane, kendisi şahane, her bir yazısı okunmalık. Ben de orada edebiyat ağırlıklı yazıyor olacağım. Anasayfasına <a href="http://paslanmazkalem.com" target="_blank">buradan</a>, benim yazdıklarımın direkt listesine <a href="http://www.paslanmazkalem.com/author/ahmetsabanci" target="_blank">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Biraz da tavsiye döktürelim;</p>
<p>Dahke Fanzin blogunda zaten şaheserler estiriyordu ancak benim en çok sevdiğim bölümlerden birisi Satır Arası Notları&#8217;ydı. Hah, işte onun yenisi geldi, <a href="http://www.dahke.net/2012/04/satr-aras-notlar-003.html" target="_blank">tıkla buraya</a>, oku bir güzel e mi?</p>
<p>Özgür Uçkan hocanın yazdıklarını mutlaka takip ederim. Çok güzel analizler yapar, sağlam yorumları vardır. Yine kalemini konuşturmuş, RedHack ve Hacktivizm konularında güzel bir yazı dizisi ortaya çıkarmış. Başlangıç noktası için <a href="http://www.sosyalsosyal.com/redhack-hacktivizm-ve-turkiye" target="_blank">buradan alalım</a>.</p>
<p>İnternet hakkında herkes ahkam keserken, bir grup insan birleşip internet kullanıcılarının haklarını ve istediklerini ortaya koyan güzel bir bildirgenin ortaya çıkmasını sağladı. <a href="http://bildirge.org/" target="_blank">Bildirge burada</a>, isteyen herkesin katkısına ve desteğine açık bir şekilde bekliyor.</p>
<p>Geçenlerde sosyal ağlardan paylaşmıştım, buraya da koyayım linkini; Simon Spurrier&#8217;in yazıp, Javier Barreno&#8217;nun çizdiği şahane bir çizgi roman olan Crossed internet üzerinden de yayında. Çizgi roman seven bünyelerin kaçırmaması şart. <a href="http://www.crossedcomic.com/" target="_blank">Tam buraya tıklayınca çıkacak karşınıza.</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Şimdilik benden bu kadar. Beni arayan olursa sessiz yığınların gölgesinde biraz kestiriyor olacağım.</p>
<p>Bağlantıyı kesebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/04/13/cuma-postasi-13-04-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cuma Postası [02.03.2012]</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/03/02/cuma-postasi-02-03-2012/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/03/02/cuma-postasi-02-03-2012/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 02 Mar 2012 17:44:49 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=512</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; * Uzunca bir aradan sonra bir kutsal cumayı daha postalamak üzere karşınızdayım. Hazırsanız başlıyoruz. (Hazır değilseniz aşağıya inmeyin, hazırlanıp öyle gelin.) &#160; &#160; &#160; * &#8220;Kol kırılır yen içinde kalır&#8221;cılarla &#8220;Benim fikrim hariç herkesinden espri malzemesi çıkarılabilir&#8221;cilerin kafalarını birbirine vura vura eşlik edeceğim bir ritm grubu arıyorum, bilgilerinize. &#160; *Belirli aralıklarla -yani kafama [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/08/cuma-postasi-2.jpg"><img class="alignleft  wp-image-298" title="cuma-postasi-2" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/08/cuma-postasi-2-300x134.jpg" alt="" width="370" height="165" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>* Uzunca bir aradan sonra bir kutsal cumayı daha postalamak üzere karşınızdayım. Hazırsanız başlıyoruz. (Hazır değilseniz aşağıya inmeyin, hazırlanıp öyle gelin.)</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>* &#8220;Kol kırılır yen içinde kalır&#8221;cılarla &#8220;Benim fikrim hariç herkesinden espri malzemesi çıkarılabilir&#8221;cilerin kafalarını birbirine vura vura eşlik edeceğim bir ritm grubu arıyorum, bilgilerinize.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Belirli aralıklarla -yani kafama estikçe- konuk olduğum, zamanında yazdığım ya da hâlâ yazmakta olduğum yerlerdeki eski yazılarımı buraya da ekleyeceğim. Bu arkadaşların hepsini bir arada görebilmek için yandaki Başlıklar menüsünde<strong> <a href="http://belapresente.com/category/arsiv-dairesi/" target="_blank">&#8220;Arşiv Dairesi&#8221;</a></strong> kısmına tıklamanız yeterli olacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Niceliğin bu kadar önemli olduğunu nasıl ve nerenizden uyduruyorsunuz anlam veremiyorum bir türlü. Rakamların, ismin başına-sonuna takılan şeylerin bu kadar ciddiye alınmasına anlam veremememi gün geçtikçe daha sorunlu bir tavırmış gibi hissetmeye başladım. Bir yerde bir terslik var ama dur bakalım, zamanla onu da çözerim heralde.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Zamanında bir yerlerde söylemiştim hâlâ ısrarcıyım bu fikrimde: Tüm insanlığı mantık sınavına sokalım. Geçemeyenler de tekrar eğitim alsın geçene kadar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Gerçekten &#8216;olabilmek&#8217; için bazı şeylerin yaşanmasının gerektiğini gün geçtikçe daha iyi görür oldum. Bir takım şeyleri önüne hedef olarak koyunca, eğer gerçekten onun peşindeysen başına gelebilecek her türlü şeyin bir önemi oluyor ister istemez. En boktan olayı, insanın yaşamaktan soğumasına neden olabilecek şeyleri bile mantıklı düşünüp kendi lehine çevirebiliyorsun. Tabi bunun herkes için aynı derecede geçerli olup olmadığından emin değilim, en azından ben denedim %100 çalışıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>* &#8220;Son zamanlar yaptıklarıma bak n&#8217;olursun, benim aklım başıma geldiii&#8230;&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Bu da bir takım süprizlerden tattırmaca olsun;</p>
<p><em>&#8220;Yaklaşık on beş dakika süren güvenlik ve hazırlıktan sonra dışarı adım atmayı becerebilmiştik. Her ne kadar yapaylığını ciğerlerime kadar hissedebiliyor olsam da iki ay aradan dışarıda nefes almak iyi hissettirmişti. Sabbah&#8217;ın ve diğerlerinin ısrarlarına hak veriyordum şimdi. Keyifle derince bir nefes alıp manzaraya biraz bakındıktan sonra bir sigara yaktım. Sabbah&#8217;a da uzatacaktım ki onun çoktan sigarasını yaktığını farkettim.&#8221;</em></p>
<p>Devamı çok yakında, içiniz rahat olsun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Wikileaks, Redhack, Anonymous; internet sizinle gurur duyuyor!</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Hep okumaktan sıkılmış olanlar varsa paylaştığım şekilli şeyleri <a href="http://belapresente.tumblr.com" target="_blank"><strong>şuradan</strong></a> ve <a href="http://pinterest.com/belapresente" target="_blank"><strong>şuradan</strong> </a>görebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Sevdiğin insanla her daim birbirine destek olabiliyor, onu motive edebiliyor, ona güç katabiliyorsan, beraber bir şeyler üretebilecek uyumu yakaladıysan ortaya çok acayip bir şey çıkıyor. İlginç oluyorsun böyle. Ne güzel şey o ilginçlik.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Bu haftayı iki tavsiyeyle kapatıyorum.</p>
<p>Bu yazı üzerine ne desem bilemiyorum. Dili, içeriği zaten şahane. Hem anlattıklarının hem de anlatanın zaten bende yeri ayrı. O yüzden sadece <a href="http://garaibusmaksimus.tumblr.com/post/18602173775/olu-deri-soyulmas-ve-taze-nane" target="_blank"><strong>tıklayıp okuyun</strong></a>, başka diyecek şeyim yok.</p>
<p>İkincisi ise komple bir blog. Sahibi Koray Löker. Kendisiyle toplamda bir kere ve kısa bir şekilde yüzyüze görüşmüş olsak da yazdıklarıyla ve internetten kurduğumuz iletişimle kendisini oldukça sevdirdi. Anlattığı konuları daima şahane anlatıyor. Hatta çoğu zaman alakamın pek olmadığı konularda bile yazdıklarını okutabiliyor. <a href="http://loker.radiobrecht.org/" target="_blank"><strong>Buradan</strong> </a>bloguna gidebilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Son olarak gecikmiş de olsa bir teşekkür etmem lazım Siren Yayınları&#8217;na. Bloglarında yayınladıkları bir kitap üzerine yazdıkları yazıda steampunk konusu geçince tavsiye olarak benim Steampunk 101 yazımı vermişler. Yazıma bu sayede ayrı bir anlam da katmış oldular, tekrardan teşekkürlerimi iletiyorum kendilerine. Bloglarındaki yazıya ulaşmak için <a href="http://sireninsesi.blogspot.com/2012/02/buhar.html" target="_blank"><strong>buraya tıklıyoruz.</strong></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Bu cumaya da her telden gezerek postamızı koyduğumuza göre bağlantıyı kesebiliriz.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/03/02/cuma-postasi-02-03-2012/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir adam vardııı&#8230;</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/02/26/bir-adam-vardiii/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/02/26/bir-adam-vardiii/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 25 Feb 2012 22:04:36 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[agunzagun]]></category>
		<category><![CDATA[bro]]></category>
		<category><![CDATA[kutlama]]></category>
		<category><![CDATA[sabri erkan]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=504</guid>
		<description><![CDATA[Şimdi adamın biri var. Bakayım bir, evet hâlâ var. Hani varolması neyse, bir de utanmadan sıkılmadan 18 yıldır var bu adam. Ciddi ciddi var yani. Anne-babası &#8220;Buna Sabri deyin.&#8221; dedikleri için biz de kendisine öyle sesleniyoruz. Kişisel olarak kendisine &#8220;Lan, Hacı, Bro&#8221; gibi hitap yolları da kullanıyorum. İnternetlerde ise agunZagun diyenler oluyormuş. Neyse işte bu [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/02/288105_228715100499199_182747341762642_542188_7074234_o.jpg"><img class="alignleft size-medium wp-image-506" title="288105_228715100499199_182747341762642_542188_7074234_o" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/02/288105_228715100499199_182747341762642_542188_7074234_o-219x300.jpg" alt="" width="219" height="300" /></a>Şimdi adamın biri var.</p>
<p>Bakayım bir, evet hâlâ var. Hani varolması neyse, bir de utanmadan sıkılmadan 18 yıldır var bu adam. Ciddi ciddi var yani.</p>
<p>Anne-babası &#8220;Buna Sabri deyin.&#8221; dedikleri için biz de kendisine öyle sesleniyoruz. Kişisel olarak kendisine &#8220;Lan, Hacı, Bro&#8221; gibi hitap yolları da kullanıyorum. İnternetlerde ise agunZagun diyenler oluyormuş.</p>
<p>Neyse işte bu çok garip bir adam. Garip garip işler yapıyor. Deli gibi oyun oynayıp duruyor. Sonra oynaması kesmiyor bir yığın geyik yapıyor oynarken. Sonra o da yetmiyor bunları videoya çekiyor. Buraya kadar tamam dedim kendisine, olur yani. Yapabilir keyfince. Ama çektiğin videoları ne diye yüklüyorsun youtube&#8217;a? Anlamadım nedenini ama anlayanlar var sanırım, bayağı izleniyor çünkü. Şaşırdım tabii. Sonra bir izleyeyim dedim, cidden de izlenebiliyormuş. İzlendiği gibi bağlıyor da üstüne, yeni bölüm felan bekliyorsun böyle. Çok sabırsızlandığım zamanlarda baskın yapıp &#8220;Video bekleyemem gel oyun oynayacağız.&#8221; diyorum, oradaki gibi geyiklerle beraber oynuyoruz.</p>
<p>Sadece oyun değil tabii bu adamın hayatı. Müzikle de arası oldukça iyi, çok güzel dinliyor. Hani dinlerken baktım, cidden beceriyor o işi. Bir de üstüne kendi yaptığı amatör işleri de var. Dinlemek anlamında değil tabii, çalmak konusunda. Beceriyor yani onu da.</p>
<p>Sonra ilginç bir kafası var, espri felan çok güzel yapıyor. Hani bir tadsanız parmaklarınızı yersiniz. Sohbet etmesi felan keyiflidir, güzel insandır yani sonuç olarak. Sevdiriyor kendisini.</p>
<p>Bir de bunların dışında çok garip bir durum var. Bu adam benim kardeşim. Evet ne garip değil mi? Hani bildiğin kardeş yani. Fena da değil kardeşlik konusunda, onu da iyi beceriyor adi. Herkese lazım böyle bir kardeş, acayip işe yarıyor. İsviçre çakısı gibi.</p>
<p>Hadi kardeşim olması bir derece alışılabilen bir durum. Zamanla normalleşiyor felan da bir de utanmadan bugün doğumgünü bu adamın. Hani anamızın karnından çıktığımız gün var ya? Hah, onun yıldönümü işte. Yani şu yukarıda anlattığım herifle birlikte yaşamaya başlayalı 18 (yazıyla on sekiz) yıl olmuş. Vay bee&#8230; Şaşırdım şimdi bir, böyle yazınca tuhaf geldi gözüme. 18 demek, peehhh.</p>
<p>Bu kadar yazıp çizmemin sebebi de o işte aslında. Bir kutlayayım dedim böyle, 18&#8242;in şerefine özel bir şeyler yapayım kardeşime dedim. Şekil olsun, karizma yapsın dedim (:P). Hem bu bahaneyle siz de tanıyım kendisini, bir bakın belki seversiniz dedim. Çok şirin bir şey be, cidden seversiniz. Yirim ben onu!</p>
<p>İşte diyeceklerim hemen hemen bu kadar. Kendisinin blogu, youtube kanal(lar)ı, facebook/twitter/g+ sayfası felan var. Ha derseniz ki ben bu adamı sevdim iletişim kurmak istiyorum ya da ne bileyim ben de bir doğumgününü  kutlayayım derseniz <a href="http://www.agunzagun.com/iletisim/" target="_blank">buraya </a>tıklayabilirsiniz.</p>
<h3>Tekrardan; HEPİ BÖRTDEY SABRİİİİİ!!!!!111</h3>
<p><em>(PS: Hacı nabüüüün?)</em></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/02/26/bir-adam-vardiii/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Steampunk 101</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/02/06/steampunk-101/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/02/06/steampunk-101/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 06 Feb 2012 12:41:12 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Arşiv Dairesi]]></category>
		<category><![CDATA[Öykü / Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[bilimkurgu]]></category>
		<category><![CDATA[kısa öykü]]></category>
		<category><![CDATA[science fiction]]></category>
		<category><![CDATA[steampunk]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=493</guid>
		<description><![CDATA[Herkese merhabalar, şu anda rehberiniz konuşmakta. Birçoğunuz için üzücü olabilecek bazı haberlerim var. Saat 14:58 sıralarında başımıza gelen ve sebebini bilemediğimiz bir kaza yüzünden tüm dünyadaki elektronik teknolojiye veda etmiş bulunmaktayız. Bundan sonra hayatımıza Viktoriyan dönemi teknolojisiyle devam etmemiz gerekecek. Rehberiniz olarak ben, sizleri bu sürece hazırlamakla ve şu andan itibaren neler yapabileceğinizi ya da [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://preilly.deviantart.com/art/Steampunk-64546343"><img class="alignleft size-medium wp-image-495" title="Steampunk_by_PReilly" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/02/Steampunk_by_PReilly-209x300.jpg" alt="" width="209" height="300" /></a>Herkese merhabalar, şu anda rehberiniz konuşmakta.</p>
<p>Birçoğunuz için üzücü olabilecek bazı haberlerim var. Saat 14:58 sıralarında başımıza gelen ve sebebini bilemediğimiz bir kaza yüzünden tüm dünyadaki elektronik teknolojiye veda etmiş bulunmaktayız. Bundan sonra hayatımıza Viktoriyan dönemi teknolojisiyle devam etmemiz gerekecek. Rehberiniz olarak ben, sizleri bu sürece hazırlamakla ve şu andan itibaren neler yapabileceğinizi ya da nasıl yaşamlar sürebileceğinizi anlatmak için buradayım. Eğer herkes ilk çoku üzerinden atabildiyse turumuza başlayalım&#8230;</p>
<p>Öncelikle şu andan itibaren elimizdeki makinalar ve teknoloji konusunda biraz bilgilendirmem gerekiyor. Birçoğunuz için -özellikle de eski teknolojiye alışmış tembel ve göbekli arkadaşlara- bundan sonrası önemli bir zorluk teşkil ediyor. Çünkü bundan sonra bir tuşa basarak herşeyi halledeceğiniz günler geride kaldı. Kendinizi daha fazla yormanız, uzun süredir dinlenmekte olan kaslarınızı ve beyninizi daha fazla çalıştırmanız gerekecek. Ayrıca eski makinalara kıyasla daha yaşayan ve daha yorucu makinalarımız mevcut. Neredeyse hepsi birer canlı gibi yaşayan ve daha gerçek makinalar ve onların işe yaraması için sizin de onlarla yaşamanız gerekiyor.</p>
<p>Özellikle bir kez daha belirtmek istiyorum ki bundan sonra gezegendeki hayat o eski rahatlığını kaybetmiş olacak. Günlerce önünden ayrılmadan beyninizi eritebileceğiniz makinaların çoğu artık birer çöplük olmuş durumda. Hayatta kalmak için artık çaba ve emek harcamanız gerekiyor. Çünkü artık makinalar bile kendi kendilerine çalışmaz durumdalar. Onların çalışması için sizin emeğiniz, teriniz gerekiyor.</p>
<p>Eğer bu konuda bir sorun yoksa şimdi biraz nasıl yaşamlar sürebileceğinizden, yeni hayatınızda neler yapabileceğinizden bahsedelim biraz.</p>
<p>Bundan önce birçoğunuz nükleer güce gerçekten önem veriyor ve hatta tapıyordunuz. Üzgünüm ama bundan sonra gaz ve buhardan başka aşırı güçlü enerji kaynağı bulmanız mümkün değil. Ama eğer bunlarla bişeyler yapabileceğinizi, bunlarla bir güç oluşturacağınızı düşünüyor ve birşeyler yapmak istiyorsanız birer <strong>Atomicpunk</strong> olarak hayatınıza devam edebilirsiniz.</p>
<p>Bilimadamları doğal olarak kariyerlerine devam etmek isteyeceklerdir. Belki elimizde o devasa teknolojiler kalmadı ama onlar için hala imkanlar var. Unutmasınlar ki onlar bu teknolojiye sahip olmadan önce de birileri bilim ile ilgileniyordu. Birer <strong>Mad Scientist</strong> olmak onlar için güzel bir hayatı beraberinde getirebilir. Aralarında gerçekten zeki olanlar, o teknoloji hükümranlığı zamanındaki önemli aletleri bu teknolojiyle de üretmeyi başarabilirlerse gerçekten önemli birileri olabilirler.</p>
<p>Yeni yaşamımızda elbette karanlık, kirli bölümler ve yaşamlar da olacak. 2001&#8242;de Lewis Pollak&#8217;ın kitaplarında bahsettiği <strong>Dieselpunk</strong> bir yaşamı hayata geçirmek artık hayal edenler için mümkün. Dizel ile yapabileceklerinin sınırı yok, tamamen hayalgüçlerine ve nasıl yaşamak istediklerine bağlı bu. Özellikle Nazi veya RAF gibi organzasyonlara ve onların yaptıklarına özenen arkadaşlar için bu yaşam şekli bulunmaz bir fırsat olabilir.</p>
<p>Her ne kadar steampunk teknolojiye yakın görünse de çarklar ve dişlilerle teknoloji üretmek isteyen arkadaşlar ve mühendisler için <strong>Clockpunk</strong> kariyeri önermem lazım. Herşeyi buhar gücüyle yapacağız diye bir şart yok, dişliler ve çarklarda çok önemli işler başarabilir.</p>
<p>Korsanlık konusunda daha farklı kariyerler yaratmak isteyen arkadaşlar varsa aranızda burayı daha dikkatli okusun. Buhar ve çark gücü ile yapacağınız zeplinler ve uçan araçlar ile korsanlığınızı sulardan çıkartıp gökyüzüne çıkarabilirsiniz. Kendinize ister <strong>Airship Pirate</strong>, ister <strong>Sky Pirate</strong> diyebilirsiniz, bizim için çok önemli değil. Ama eğer bunu düşünüyorsanız dikkatli olmanızda fayda var. Gökyüzü her zaman aşağıdan göründüğü kadar sakin olmayabiliyor. Önlemlerinizi ve hazırlıklarınızı iyi yapmanızda fayda var.</p>
<p>Kaşiflik ya da dedektiflik yapmak isteyen arkadaşlar ekipmanlarınızı baştan düzenlemenizde ve elden geçirmenizde fayda var. Birer <strong>Spypunk</strong> olmak için günümüzdeki teknolojiye ayak uydurmanız ve iyi bir çalışmadan geçmeniz gerekiyor. Teknolojiyi kaybettikten sonra işiniz daha zorlu ama çok daha zevkli olacak. Ama macera için hala kovboyluk düşünenler varsa biraz alışma sürecinden sonra <strong>Weird West</strong> bir yaşam onlar için gerçekten yeterli olabilir.</p>
<p>Kadınlar eğer daha kendilerine özel birşeyler arıyorlarsa onlar için de birkaç seçenek var elimizde. Güzelliğine güvenen, hoş ve çekici ama bir o kadar da elit yaşamını kaybetmek istemeyen kadınlar birer <strong>Neo-Victoriana</strong> veya <strong>Gothic Lolita</strong> olabilirler. Eminim ki eski dönemleri aratmayacak kadar iyi bir hayat geçireceklerdir. Özellikle goth ve viktoryan tarzı kıtyafetler onlara yakışacaktır. Ayrıca Phil ve Kaja Foglio&#8217;nun zamanında çizgi romanlarda yarattığı <strong>gaslamp fantasy</strong>&#8216;ye özenen ve onu yaşamak isteyen kadınlar birer <strong>Girl Genius</strong> yaşam biçimi kurabileceklerini de bilseler iyi olur. Eminim gaslamp fantasy&#8217;nin gerçek hayata geçtiğini görmek güzel olacak.</p>
<p>Hemen hemen birçok yaşam biçiminden ve seçeneğinden bahsettik. Bunlardan hangisini seçeceğiniz veya nasıl bir şekilde kuracağınız tamamen size kalmış. İster karamsarlığa gömülüm birer dsitopik dünya yaratırsınız kendinize, isterseniz de ütopyanızı hayata geçirebilirsiniz. Tamamen sizin tercihlerinize ve bakış açınıza kaldı bundan sonraki yaşamınız. Teknolojinin size benzer yaşamları dayattığı, zihninizi ve bedeninizi uyuşturduğu o eski dünyaya elveda demiş bulunaktayız artık.</p>
<p>Eğer bir sorunuz yoksa yeni yaşamınıza ya da tahmin edebileceğiniz adıyla <span style="font-size: medium;"><strong>steampunk </strong></span>dünyaya hoşgeldiniz&#8230;</p>
<p><em><strong>Rehberiniz,</strong></em></p>
<p><em><strong>Bela Presente.</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h5><span style="text-decoration: underline;"><em>(İlk olarak Underground Poetix #7&#8242;de yayınlanmıştır.)</em></span></h5>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/02/06/steampunk-101/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>VPN nedir, nereden bulmalı?</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/02/05/vpn-nedir-nereden-bulmali/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/02/05/vpn-nedir-nereden-bulmali/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 05 Feb 2012 15:59:04 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Eleştiri]]></category>
		<category><![CDATA[gizlilik]]></category>
		<category><![CDATA[güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[internet]]></category>
		<category><![CDATA[privacy]]></category>
		<category><![CDATA[security]]></category>
		<category><![CDATA[vpn]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=485</guid>
		<description><![CDATA[İnternette güvenlik söz konusu olduğunda en işe yarar yollardan birisi VPN (Virtual Private Network). Eğer sağlıklı bir yerden bulunup, düzgün kullanılabilirse, anonimliği ve güvenliği sağlamak oldukça kolay oluyor. Yetenekli kullanıcının elinde bir görünmezlik pelerinine dönüşüyor bile demek mümkün. VPN dediğimiz sistem bir anlamda internette tünel kazmak gibi işliyor. Basitçe açıklamak gerekirse bir VPN alarak bir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/02/ibvpn.png"><img class="size-medium wp-image-489 alignleft" title="ibvpn" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/02/ibvpn-300x96.png" alt="" width="300" height="96" /></a>İnternette güvenlik söz konusu olduğunda en işe yarar yollardan birisi VPN (Virtual Private Network). Eğer sağlıklı bir yerden bulunup, düzgün kullanılabilirse, anonimliği ve güvenliği sağlamak oldukça kolay oluyor. Yetenekli kullanıcının elinde bir görünmezlik pelerinine dönüşüyor bile demek mümkün.</p>
<p>VPN dediğimiz sistem bir anlamda internette tünel kazmak gibi işliyor. Basitçe açıklamak gerekirse bir VPN alarak bir anlamda bilgisayarınız için sahte bir kimlik satın alıyorsunuz. Bu sahte kimlik dediğim aslında başka bir ağ ve siz internete direkt girmek yerine o ağa girerek o kimliği alıyor ve o kimlikle internette dolaşmaya devam ediyorsunuz. Biraz daha detaylı kullanım takibinizi tamamen imkansızlaştırmayı bile sağlıyor.</p>
<p>Son zamanlarda internette güvende olmak, internetin kontrol ve denetim için zorlandığı zamanlarda ister istemez böyle yollar gerekli hale geliyor. Peki VPN dediğimiz şeyi nasıl edinir, nasıl kullanılır? Bir çok yol, bir çok seçenek mümkün.Ancak gerçekten sağlıklı bir şekilde kullanmak için maalesef biraz cepten para çıkması gerekiyor. Çünkü bu hizmeti hem hız anlamında bir şey kaybetmeden hem güvenerek hem de yardım ve destek konusunda hızlı çalışarak yapabilecek insanlaın bunu bedavaya yapması pek de mümkün olmuyor.</p>
<p>Eğer parayı gözden çıkardıysanız gerçekten değecek bir yer bulması da önemli. Bu konuda hile ile yada vaad ettiklerini vermeyerek iş yapan çok fazla firma var. Bu yüzden dikkatli davranmak, seçimi ona göre yapmak lazım. Benim son zamanlardaki favorim ise <a title="ibVPN" href="http://www.ibvpn.com/" target="_blank"><strong>ibVPN</strong></a>. Hizmet açısından oldukça kaliteli, VPN ağınızın bağlanması için <a href="http://www.ibvpn.com/premium-vpn.html" target="_blank">bir çok seçenek</a> sunuyor (Avrupa&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar, seçim sizin), bir sorun anında hızlıca yardım alabiliyorsunuz ve piyasanın çoğunluğuna göre fiyat konusunda da oldukça uygunlar.</p>
<p>Eğer internette güvenlik sizin için önemliyse, sansürden uzak bir internet istiyorsanız ve biraz da paranız varsa tavsiyemdir. Parasız olarak da bu yolları sağlamak mümkün ancak onlar biraz daha detaylı bir yazıyı gerektiriyor.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/02/05/vpn-nedir-nereden-bulmali/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bela Presente v2.0&#8242; ya da &#8216;Ölen Ölsün Kalanlar Sağlı Sollu İlerleyelim&#8217;</title>
		<link>http://belapresente.com/2012/01/31/bela-presente-v2-0-ya-da-olen-olsun-kalanlar-sagli-sollu-ilerleyelim/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2012/01/31/bela-presente-v2-0-ya-da-olen-olsun-kalanlar-sagli-sollu-ilerleyelim/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 31 Jan 2012 15:42:37 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Günlük]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=472</guid>
		<description><![CDATA[Yaşıyoruz hâlâ, bu kadar pisliğe, bu kadar lanete ve bu kadar gerizekalıya rağmen hâlâ hayatta kalmayı beceriyoruz. Bu bir anlamda iyi bir haber gibi görünüyor ama çok da sevinmeye gerek yok, büyük kısmımız sadece şansından dolayı becerebiliyor bunu. Özellikle de aptallıklarının farkında olmadan ortada dolananlar. Yani diyorum ki, yaşıyor olmak, hayatta olabilmek pek de mesele [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/01/015e52f1228b88b9381b3a4b6dc2d020-d4lbnff.jpg"><img class="size-medium wp-image-473 alignleft" title="015e52f1228b88b9381b3a4b6dc2d020-d4lbnff" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2012/01/015e52f1228b88b9381b3a4b6dc2d020-d4lbnff-215x300.jpg" alt="" width="215" height="300" /></a>Yaşıyoruz hâlâ, bu kadar pisliğe, bu kadar lanete ve bu kadar gerizekalıya rağmen hâlâ hayatta kalmayı beceriyoruz. Bu bir anlamda iyi bir haber gibi görünüyor ama çok da sevinmeye gerek yok, büyük kısmımız sadece şansından dolayı becerebiliyor bunu. Özellikle de aptallıklarının farkında olmadan ortada dolananlar.</p>
<p>Yani diyorum ki, yaşıyor olmak, hayatta olabilmek pek de mesele değil. Birazcık şanslıysanız ve içgüdüleriniz hâlâ yerindeyse çok da zor değil bunu başarması. Mesele biyolojik süreç devam ederken ne yaptığınız, nasıl yaptığınız. Benim de derdim bununla alakalı çoğu zaman.</p>
<p>Açık olayım, bir çok insanı gördüğüm zaman aklımdan geçen ilk şey &#8220;Böyle bir IQ ile hayatta kalmayı nasıl başarabildiği&#8221; oluyor. Şaşırıyorum, anlam vermeye çalışıyorum ama pek de bir sonuca varamıyorum. Belki Tanrı&#8217;yla alakalı bir şeylere bağım olsa ona bağlayıp kurtulabilirdim ama o da olmadığı için sadece şaşırmakla kalıyorum. Şaşırdıkça ve üzerine düşündükçe aklıma devamında gelen şu oluyor; &#8220;Bunlar yaşamakla kalmıyor, aynı zamanda benim yaşamım için tehdit de oluyorlar yaşadıkça&#8221;. Sonunda bu tarz insanların büyük kısmı potansiyel tehdit gezegen adına. Ama sonra elimde pek de bir seçenek olmadığını görüyorum, ne yapayım gerizekalılardan kurtulmak için yapabileceğimi düşündüğüm şeyler yasalarla engellenmiş durumda.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Farketmişsinizdir, şu kısma kadar pek de insancıl, yaşama hakkına saygılı, politik doğrucu felan olmadım. Çünkü öyle biri hiç bir zaman olmadım, olamadım. Benim tek meselem dürüstlük ve gerçek. Bunun dışındaki potansiyel ıvır zıvırlarla ve saçma kelime oyunlarıyla hiç de muhatap olmaya niyetim yok, aynı zamanda vaktim de yok. Ne yapabilirim ki, aktivistliğim ya da laf salatalarım karşısında maaş felan alamıyorum ya da onları rahatça yapabilecek kadar boş zamanım ve rahatım yok. O yüzden vakit değerli benim için, doğrudan hedefe, ulaşmaya çalıştığım gerçeğe yönelik çalışıyorum. Ukalalıklarla, şebekliklerle, olacağını bile bile bir şeylere şaşırıp, göstermelik tepkilerle vakit harcayamıyorum.</p>
<p>Ben de böyle biriyim işte, kabul etseniz de etmeseniz de.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>E şimdi bnlar ne alaka? Yok bir alakası, blogun bakımdan sonra tekrar aktif edilişiyle birlikte bir giriş yazısı yazayım dedim, aklıma gelenler ilk bunlar oldu. Fazla sıkılmış olmalıyım sanırım, bilemedim. Ya da toparlanma ve bakım sürecimin sadece blogumdan ibaret olmamasıyla da alakalıdır. Bak bu olabilir işte, ne de olsa uzunca bir süredir kendi içimde de bir bakımı tamamlamaya, bir temizliği halletmeye çalışıyordum. Sonuç olarak yazıyorum işte bir şeyler, okuyup okumaması size kalmış.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Biraz da blogla ve yapacaklarımla ilgili haber vereyim de bari blogun yenilenme yazısı olduğu anlaşılsın.</p>
<p>Mesela, blogda kategorileri daha anlamlı bir hale getirdim, sanırım daha da kullanışlı oldular. Önceleri çok önemsemiyordum ancak yazıların miktarı arttıkça daha ciddi bir hâle geldi onlar da, o yüzden biraz daha dikkatli olmam gerekti. Sonra benimle ilgili iletişim kısmını yan satırdan kaldırıp ayrı bir sayfaya aldım, böylece görünüm de daha temiz oldu. Oraya ulaşmak isterseniz üst sağa bakmanız ya da <a href="http://belapresente.com/contact/" target="_blank">buraya tıklamanız</a> yeterli.</p>
<p>Güzelce bir banner yaptık siteye, daha doğrusu Sabri Erkan, yani kardeşim yaptı. Ben sevdim, sizden de fikir beklerim. Kendisiyle iletişim kurmak isteyenler <a href="http://www.agunzagun.com/iletisim/" target="_blank">buradan</a>.</p>
<p>Burada kullandığı şahane çizimin sahibini merak edenler için de bakmaları gereken adres <a href="http://skyartworks.deviantart.com/" target="_blank">burası</a>.</p>
<p>Onların dışında blogla ilgili yaptığım çoğu bakım genelde iç kısımla alakalıydı o yüzden size direkt olarak görünmeyecek şeyler ama sitenin güvenliği için gerekliydi falan filan.</p>
<p>Bundan sonrasında hem blogu hem de halihazırda yazdığım alanları daha aktif tutacağım bir gerçek, birikmiş çok şey var zaten. Ayrıca yakın zamanda -fazlasıyla yakın- yeni yerlerden de beni okuyabileceksiniz gibi görünüyor. Onların büyük kısmını buraya taşımaya pek niyetim yok, sadece bazı eskiden yazdığım, ulaşılamaz durumda olan ya da ulaşılması zor yerlerdeki eski yazıları taşırım en fazla buraya. Onlar dışında da burası hep taze yazılarla dolacak.</p>
<p>&#8230;</p>
<p>Sanırım şimdilik elimizdekiler bu kadar. Bundan sonra Bela Presente v2.0 ile birliktesiniz. Bu versiyonun özelliklerini de parça parça göreceksinizdir zaten.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><object width="300" height="250" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="allowscriptaccess" value="always" /><param name="src" value="http://8tracks.com/mixes/495000/player_v3" /><param name="pluginspage" value="http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" /><embed width="300" height="250" type="application/x-shockwave-flash" src="http://8tracks.com/mixes/495000/player_v3" allowscriptaccess="always" pluginspage="http://www.adobe.com/shockwave/download/download.cgi?P1_Prod_Version=ShockwaveFlash" /></object></p>
<p class="_8t_embed_p" style="font-size: 11px; line-height: 12px;"><a href="http://8tracks.com/belapresente/potential-soundtrack-of-2012">(Potential) Soundtrack of 2012</a> from <a href="http://8tracks.com/belapresente">belapresente</a> on <a href="http://8tracks.com">8tracks</a>.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2012/01/31/bela-presente-v2-0-ya-da-olen-olsun-kalanlar-sagli-sollu-ilerleyelim/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sansürün &#8220;koşullu&#8221;suna da, &#8220;doğası ticari yaşama uyanı&#8221;na da hayır!</title>
		<link>http://belapresente.com/2011/12/27/sansurun-kosullusuna-da-dogasi-ticari-yasama-uyanina-da-hayir/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2011/12/27/sansurun-kosullusuna-da-dogasi-ticari-yasama-uyanina-da-hayir/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 27 Dec 2011 11:24:41 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[bubi hayon]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul modern]]></category>
		<category><![CDATA[levent çalıkoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[oturak]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=447</guid>
		<description><![CDATA[  Biz, son günlerdeki &#8220;Sansür&#8221; tartışmaları üzerine Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) Türkiye Şubesi’nin ve UNESCO-AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği&#8217;nin aynı gün yapmış olduğu iki açıklamanın içerdiği birbirine çok benzer yorumlara katılmayan sanat ve kültür insanları olarak, Bubi Hayon ve yapıtı &#8220;Oturak&#8221; ile İstanbul Modern arasındaki sorunun zemini ne olursa olsun, kurumun [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div> <a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/12/CENSOR.jpg"><img class="aligncenter size-medium wp-image-480" title="CENSOR" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/12/CENSOR-300x254.jpg" alt="" width="300" height="254" /></a></div>
<div></div>
<div>Biz, son günlerdeki &#8220;Sansür&#8221; tartışmaları üzerine Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) Türkiye Şubesi’nin ve UNESCO-AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği&#8217;nin aynı gün yapmış olduğu iki açıklamanın içerdiği birbirine çok benzer yorumlara katılmayan sanat ve kültür insanları olarak,</div>
<div>Bubi Hayon ve yapıtı &#8220;Oturak&#8221; ile İstanbul Modern arasındaki sorunun zemini ne olursa olsun, kurumun ve şef küratörü Levent Çalıkoğlu&#8217;nun, verili haliyle yapıtı kabul etmeme gerekçesini, sanatçının tepkisinin ardından da yapıtın kabul koşulu olarak verili bağlamını tümüyle yokeden, dönüştüren öneriler öne sürebilme pervasızlığını açık, kaba, koşullu bir sansür olarak görüyoruz.</div>
<div>Uluslararası Sanat Eleştirmenleri Derneği (AICA) Türkiye Şubesi’nin ve UNESCO-AIAP Türkiye Ulusal Komitesi Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği&#8217;nin ve görüldüğü kadarıyla sessizliği ve tavırsızlığı seçen birçok sanatçının, siyasal ve yönetsel iktidarın, koleksiyonerliğe merak sardığı bilinen muhafazakar kesimlerin &#8220;duyarlılıklarını&#8221; tehdit olarak görüp eserlere müdahale eden piyasa aktörlerinin davranışlarına, &#8220;ticaretin doğası&#8221; deyip geçtiğini gözlemliyoruz.</div>
<div>Şimdi durum bizce daha da vahim bir boyuta taşınmıştır.</div>
<div>İstanbul Modern ve şef küratörü Levent Çalıkoğlu&#8217;nun, sekiz sanatçıdan, &#8220;tüm gelirleri müzeye ve etkinliklerine bağışlanmak üzere bir yapıt&#8221; talebinde bulunurken bu sanatçıların sanatsal kariyerleri boyunca ne tür işler ürettiğini bilmemesi sözkonusu olamaz.</div>
<div>Unutulmamalı ki, Bubi Hayon, verili biçim ve bağlamıyla, hepimizin bildiği yaratım çizgisinin devamı, olgun bir örneğiyle, kendi ifadesiyle &#8220;sanat yapıtının bir tabu olmadığını, kutsal olmadığını, müzelerin birer mabet olmadığını vurgulamak için&#8221; altın ve bronz karışımı bir &#8220;Oturak&#8221;la İstanbul Modern ve Levent Çalıkoğlu&#8217;nun karşısına &#8220;çıktığı için&#8221; sansürlenmiştir.</div>
<div>&#8220;İstanbul Modern&#8221; ve &#8220;Levent Çalıkoğlu&#8221;, bizler için artık, sadece, &#8220;Oturak&#8221; yeri -yani verili bağlamı- çıkartılmış bir &#8220;koltuğu&#8221; ya da tümüyle &#8220;örtülmüş&#8221; -yani verili bağlamı saklanmış, gizlenmiş, görülmez kılınmış, katledilmiş- bir &#8220;silueti&#8221; kabul edilebilir, koleksiyonerlere sunulabilir, satılabilir bulan bir kurumun ve küratörün adıdır.</div>
<div>Devlet ya da özel sektörce kurulmuş, işletilen bir &#8220;modern&#8221; sanat kurumunun kendi etkinlikleri için gereksindiği paranın miktarı ne, koleksiyoner muhatapları kim olursa olsun, sanatsal yaratım özgürlüğünü katletme hakkını, sanatsal yaratım sürecinin niteliğini dönüştürebilme özgürlüğünü -üstelik bu kadar sınırsız ve kaba bir biçimde- savunmak, bizce olanaksızdır.</div>
<div>&#8220;Kabul edebileceği&#8221;, &#8220;koleksiyonerlere sunulabileceği&#8221;, &#8220;satabileceği&#8221; değil de &#8220;sergilemeyi seçtiği ve seçebileceği&#8221; eserlerinin niteliğinin farklı olabilmesi, bu kurumun ve şef küratörünün eylemini bizce asla aklayamaz. (Birilerinin bize &#8220;riyanın ticaretin doğası olduğunu&#8221; söyleme ihtimali de fikrimizi değiştirmeyecektir.)</div>
<div>Tam tersine, bu tasarrufunun özrünü tüm &#8220;modern&#8221; sanat ortamından, başta Bubi Hayon başta olmak üzere tüm sanatçılardan dilemedikçe, &#8220;İstanbul Modern&#8221; ve &#8220;Levent Çalıkoğlu&#8221; verili kimlik tanımlarının, en azından bizlere karşı hükmü kalmamıştır.</div>
<div>Bizler, böylesi bir daveti kabul ettiği ilk andan, böylesi bir işi ürettiği, sunduğu, kurum ve şef küratörünün pervasız koşullu sansürünün ardından geri çekip, basın açıklaması yaptığı ana kadar geçen tüm süreci Bubi Hayon&#8217;un &#8220;sanatsal varoluşu, etkinliği, eylemi, üretimi&#8221; olarak görüyor, eminiz ki her gün &#8220;değeri&#8221; artacak olan &#8220;Oturak&#8221;ı Türkiye sanat ortamında belki de farkındalığı çok gerekli olan bir durumun altını çizdiği için alkışlıyor, özrünü dilemeden ve &#8220;verili niteliğini değiştirmeden&#8221; aynı &#8220;Oturak&#8221;ı belki de bir başka gün aynı ya da farklı bir şef küratörle sergileyebilecek bir İstanbul Modern&#8217;de artık hiçbir sanatsal düzlemde yeralmak istemediğimizi açıklıyoruz.</div>
<div>Bize yolgösteren özgür ruhumuz, varoluş bilincimiz ve tabii ki R. Mutt&#8217;un &#8220;pisuvar&#8221;ıdır.</div>
<div><em>Alfabetik sırayla imzacı sanatçılar, tasarımcılar, müzisyenler, çizerler, özerk ya da kurumlarda çalışan küratörler, bienal ve sanat kurum yönetmenleri, sanat eleştirmenleri, sanat yazarları, sanat tarihçileri, sanat yönetmenleri, sanat öğretim üyeleri, sanat eğitmenleri, sanat öğrencileri, sosyal bilimciler:</em></div>
<div><strong>Ali Akay, Hakan Akçura, Rüçhan Şahinoğlu Altınel, Fırat Arapoğlu, Burak Arıkan, Laleper Aytek, Bülent Barın, Şen Barkan, Bahadır Baruter, Murat Başol, Erim Bayrı, Ege Berensel, Ertan Birgül, Hüma Birgül, Hülya Botasun, Lütfiye Bozdağ, Gül Çağın, Selen Çatalyürekli, Emine Corduk, Özge Çelikaslan, Burak Delier, Özgür Demirci, Cansu Demiröz, Pelin Derviş, Hüsnü Dokak, Övül Durmuşoğlu, Elvan Ekren, Asuman Ercan, Ceren Erdem, Fulya Erdemci, Didem Erk, Özgür Erkök, Özge Ersoy, Ekmel Ertan, Murat Ertel, Alp Esin, Deniz Gül, Genco Gülan, Ali Gürevin, Ayşe Gülay Hakyemez, Hakan Gürsoytrak, Deniz Ilgaz, Aslı Işıksal, Şule Kangüleç, Funda Karadağ, Gülfem Kessler, Selen Korkut, Vasıf Kortun, Erden Kosova, Seyit Battal Kurt, Mahmut Wenda Koyuncu, Raziye Kubat, Özlem Şekercioğlu Lesport, Beral Madra, Aşık Mene, Barış Mengütay, Serpil Odabaşı, İrfan Okan, Bager Oğuz Oktay, Alev Oskay, Yeliz Oskay, Suat Öğüt, Deniz M. Örnek, Zeynep Özatalay, Şefik Özcan, Aykan Özener, Önder Özengi, Dilara Özgül, Ferhat Özgür, İz Öztat, Yavuz Parlar, Tayfun Polat, Lebriz Rona, Necla Rüzgar, Ahmet A. Sabancı, Menekşe Samancı, Esra Sarıgedik, Niyazi Selçuk, Gonca Sezer, Şebnem Somel, Başak Şenova, Damla Tamer, Zeyneb Taşcı, Faika Berat Taşkıran, Orhan Taylan, Elif Gül Tirben, Tuğba Turan, Yeşim Ustaoğlu, Tahir Ün, Merve Ünsal, Arzu Yayıntaş, Adnan Yıldız, Demet Yoruç, Binnur Berkholz Zengin</strong></div>
<div><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</strong><wbr><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;</strong><wbr><strong>&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;&#8230;.</strong></wbr></wbr></div>
<h2></h2>
<h2></h2>
<div>
<h2>No to both “conditional” and “with commerce friendly nature” censorship!</h2>
<div></div>
<div></div>
<div></div>
<div>We as people of art and culture, who are not agreeing with those statements with similar contents regarding the censorship debate, made by Turkish branch of International Association of Art Critics (AICA) and Turkish National Committee of the International Plastic Arts Association (UNESCO AIAP) the same day,</div>
<div>Comprehend the justification of İstanbul Modern&#8217;s chief curator Mr. Levent Çalıkoğlu, the refusal of the work of art with it&#8217;s given state, however following to the artist&#8217;s reaction, backing to conditional acceptance propositions which are totally destroying and transmuting the artwork&#8217;s given context, as a clear, rude, conditional censorship regardless of whatever the issue might have been among Bubi Hayon, his work of art “Oturak” (stool) and the establishment.</div>
<div>We observe that, Turkish branch of International Association of Art Critics (AICA) and Turkish National Committee of the International Plastic Arts Association (UNESCO AIAP) along with many artists who had chosen silence and mannerlessness, simply consider the behaviors of the market actors who take the “sensitivity” of the political and administrative powers, conservative bodies who has recently developed a passion for art collectorship as a threat and their interference with the artworks, as “the nature of commerce”.</div>
<div>Now we believe the situation is even more serious.</div>
<div>It would be impossible to think of Istanbul Modern and it&#8217;s chief curator Mr. Levent Çalıkoğlu to be totally unaware of the type of works created by these eight artists throughout their careers prior to demanding “artworks with funds originated from their exhibit and sales to be donated to the museum and their activity”.</div>
<div>One should make sure that, Bubi Hayon has been censored, since in his own expression “in order to underline that artwork is not tabu or anything sacret and the museums are not temples”, he has come up in front of Istanbul Modern and it&#8217;s chief curator Mr. Levent Çalıkoğlu with a gold and bronze composite stool, which is, in it&#8217;s submitted form and context, a mature sample of continuum of his creation genre, well known to all of us.</div>
<div>For us, “Istanbul Modern” and “Levent Çalıkoğlu” are only the names of an establishment and it&#8217;s curator who can only consider a chair exhibit-able and marketable to the collectors only with it&#8217;s stool portion -ie. the submitted context- either removed or totally covered, hidden, obscured, slaughtered; as a silhouette.</div>
<div>For a modern art institution which is established either by private sector or government, whatever it is the amount of funds required for its activities, whoever it may address as collectors, for us, to defend the right to slaughter freedom of artistic creation or the freedom of transformation of the artistic creativity progress, furthermore to defend them insolently and immeasurably would be impossible.</div>
<div>Those artworks defined with different eligibility; not as “Acceptable”, “presentable to the collectors” or “marketable” but “selected for or considerable for exhibit” would never absolve this establishment&#8217;s or it&#8217;s chief curator&#8217;s acts for us. (It would not change our mind even if we are reminded that “hypocrisy is within the nature of commerce”)</div>
<div>On the contrary, the identification definitions as “Istanbul Modern” and it&#8217;s chief curator “Levent Çalıkoğlu” would remain invalid, at least for us, until an apology is made both to the modern art environment and to all artists primarily to Bubi Hayon.</div>
<div>We consider the whole course starting with the first moment of acceptance of the invitation, the creation of such an artwork, submission and the withdrawal and press release following to the applied fearless censorship, as Bubi Hayon&#8217;s “artistical existence, activity, production”, applaud “oturak” which, surely will gain “value” day by day, for underlining an issue with serious lack of awareness in Turkish art society, and declare that until an apology is made, we are not any longer interested in participating to any artistic platform organized by Istanbul Modern, at where may be some other time, the same “Oturak” (stool) is to be exhibited, by the same or a different chief curator and with it&#8217;s “submitted context untouched”.</div>
<div>Our guiding free spirit is awareness of our existence and surely is R. Mutt&#8217;s “Fountain”.</div>
<div><em>Alphabetical list of signer artists, designers, musicians, illustrators, freelance or affiliated curators, directors of biennials and art institutions, art critics, art writers, art historians, art directors, art academics, art educators, art students, social scientists:</em></div>
<div><strong>Ali Akay, Hakan Akçura, Rüçhan Şahinoğlu Altınel, Fırat Arapoğlu, Burak Arıkan, Laleper Aytek, Bülent Barın, Şen Barkan, Bahadır Baruter, Murat Başol, Erim Bayrı, Ege Berensel, Ertan Birgül, Hüma Birgül, Hülya Botasun, Lütfiye Bozdağ, Gül Çağın, Selen Çatalyürekli, Emine Corduk, Özge Çelikaslan, Burak Delier, Özgür Demirci, Cansu Demiröz, Pelin Derviş, Hüsnü Dokak, Övül Durmuşoğlu, Elvan Ekren, Asuman Ercan, Ceren Erdem, Fulya Erdemci, Didem Erk, Özgür Erkök, Özge Ersoy, Ekmel Ertan, Murat Ertel, Alp Esin, Deniz Gül, Genco Gülan, Ali Gürevin, Ayşe Gülay Hakyemez, Hakan Gürsoytrak, Deniz Ilgaz, Aslı Işıksal, Şule Kangüleç, Funda Karadağ, Gülfem Kessler, Selen Korkut, Vasıf Kortun, Erden Kosova, Seyit Battal Kurt, Mahmut Wenda Koyuncu, Raziye Kubat, Özlem Şekercioğlu Lesport, Beral Madra, Aşık Mene, Barış Mengütay, Serpil Odabaşı, İrfan Okan, Bager Oğuz Oktay, Alev Oskay, Yeliz Oskay, Suat Öğüt, Deniz M. Örnek, Zeynep Özatalay, Şefik Özcan, Aykan Özener, Önder Özengi, Dilara Özgül, Ferhat Özgür, İz Öztat, Yavuz Parlar, Tayfun Polat, Lebriz Rona, Necla Rüzgar, Ahmet A. Sabancı, Menekşe Samancı, Esra Sarıgedik, Niyazi Selçuk, Gonca Sezer, Şebnem Somel, Başak Şenova, Damla Tamer, Zeyneb Taşcı, Faika Berat Taşkıran, Orhan Taylan, Elif Gül Tirben, Tuğba Turan, Yeşim Ustaoğlu, Tahir Ün, Merve Ünsal, Arzu Yayıntaş, Adnan Yıldız, Demet Yoruç, Binnur Berkholz Zengin</strong></div>
</div>
<div><em>(Çeviren/Translator: Zeyneb Taşçı)</em></div>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2011/12/27/sansurun-kosullusuna-da-dogasi-ticari-yasama-uyanina-da-hayir/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Cuma Postası [16.12.2011]</title>
		<link>http://belapresente.com/2011/12/16/cuma-postasi-16-12-2011/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2011/12/16/cuma-postasi-16-12-2011/#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 16 Dec 2011 11:19:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[Günlük]]></category>
		<category><![CDATA[I "Still" Hate It Here!]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=433</guid>
		<description><![CDATA[&#160; &#160; *Keyfim yetti,yeni posta yazayım dedim. Bundan sonra da böyle olur heralde. Keyfim yettikçe gelir Cuma Postaları. O yüzden her cuma bekleyen olduysa özürler vs. &#160; &#160; &#160; *Siz çoğu şeyi görmediğimi, farketmediğimi, anlamadığımı sanmaya devam edin. O halinizle daha çok eğleniyorum ben&#8230; &#160; *&#8221;Keşke&#8230;&#8221; dedirtiyordu zamanında şu şarkının adı. Sözleri zaten ayrı şahane, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/08/cuma-postasi-2.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-298" title="cuma-postasi-2" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/08/cuma-postasi-2.jpg" alt="" width="470" height="210" /></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Keyfim yetti,yeni posta yazayım dedim. Bundan sonra da böyle olur heralde. Keyfim yettikçe gelir Cuma Postaları. O yüzden her cuma bekleyen olduysa özürler vs.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*Siz çoğu şeyi görmediğimi, farketmediğimi, anlamadığımı sanmaya devam edin. O halinizle daha çok eğleniyorum ben&#8230;</p>
<p><object id="gsSong734736733" width="250" height="40" classid="clsid:d27cdb6e-ae6d-11cf-96b8-444553540000" codebase="http://download.macromedia.com/pub/shockwave/cabs/flash/swflash.cab#version=6,0,40,0"><param name="wmode" value="window" /><param name="allowScriptAccess" value="always" /><param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=7347367&amp;style=metal&amp;p=0" /><param name="src" value="http://grooveshark.com/songWidget.swf" /><param name="allowscriptaccess" value="always" /><embed id="gsSong734736733" width="250" height="40" type="application/x-shockwave-flash" src="http://grooveshark.com/songWidget.swf" wmode="window" allowScriptAccess="always" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=7347367&amp;style=metal&amp;p=0" allowscriptaccess="always" /><img src="http://belapresente.com/wp-includes/js/tinymce/themes/advanced/img/trans.gif" class="mceItemMedia mceItemFlash" width="250" height="40" data-mce-json="{'video':{},'params':{'wmode':'window','allowScriptAccess':'always','flashvars':'hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;songIDs=7347367&amp;style=metal&amp;p=0','src':'http://grooveshark.com/songWidget.swf'},'object_html':'<span>I Could Care Less by <a href=\&quot;http://grooveshark.com/artist/DevilDriver/405002\&quot; title=\&quot;DevilDriver\&quot;>DevilDriver</a> on Grooveshark</span>&#8216;}&#8221; alt=&#8221;" /></object></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*&#8221;Keşke&#8230;&#8221; dedirtiyordu zamanında şu şarkının adı. Sözleri zaten ayrı şahane, Dez şaheseri yine. Şimdi şu şarkıyı daha bir keyifle dinliyorum, çünkü keşkeleri kaldırarak eşlik etmek daha zevkliymiş. E pek tabii ki &#8220;I Could Care Less and I&#8217;m Doing It.&#8221;</p>
<p>*E doğru tabii, daha az umursuyorum artık. En azından gerçekten daha az umursanması gerekenleri. Kendini çok bir bokmuş zannedenleri, hiçbir şey yapmadan ortalıkta laftan ibaret dolananları, kopyala/yapıştır marjinalleri, kopyalarla peşinde birilerini sürüklemeye çalışanları, şaklabanları, tek işleri sağa sola kapris yapmak olanları, fikirleri yüzünden kendini kutsal sananları, eleştiriye tahammülü olmayanları, dangalakları, her önüne geleni kullanabileceğini sananları, detayları görme özürlüleri, slogandan başka söyleyecek sözü olmayanları, kendisine ait hiçbir sözü olmayanları&#8230; Kısaca anladınız sanırım. Ha umursamıyorum demek onlarla uğraşmayacağım ya da acı çektirmeyeceğim anlamına gelmiyor tabii ki, sadece bunu daha keyifli olarak ve başımı ağrıtmayacak temiz yollarla yapacağım. Yani işin eğlencesine bakacağım biraz da, en başından yapmam gerekeni&#8230;</p>
<p>*Bloga yeni şeyler pek eklenmediğinin farkındayız sanırım ama bu pek yazmadığım anlamına gelmiyor tabii ki. Zaten sosyal medyalarda (bkz. sağ sütun) takip edenler görüp ediyordur ne yapıp ettiğimi ama şuraya da bir özet geçmekte fayda var. En başta <a href="http://jiyan.org" target="_blank">Jiyan</a>&#8216;da yazmaya başladım ve hiç de bırakasım yok, yakında yenilenmiş haliyle tekrar yayında olacak, büyük ihtimalle en sık yazacağım yer orası olacak gibi. Ayrıca Ankara&#8217;da çıkan <a href="https://www.facebook.com/profile.php?id=100003091985577" target="_blank">Aşındırma Fanzin</a> için de elimden geldiğince yazıyorum, Ankara&#8217;dakiler takip etsinler mutlaka. Bunun dışında aklıma gelmeyen yerlerya da sonra sonra yazacağım yerler hep olacak mutlaka, onları da yine sosyal ağlardan takip edip öğrenebilirsiniz.</p>
<p>*Dayanamıyorum be, yine iki kelime edicem. Kendinizi böyle bir halttan sanmayı, çok da mühim birşeymiş gibi görmeyi, kendinizi öyle satmayı nasıl beceriyorsunuz? Çevrenize bu kadar kör şakşakçıyı toplamak için nasıl bir çaba harcıyorsunuz? İnsanları kandırmak için ne gibi ürünler kullanıyorsunuz? Sahtelikten, kopyala/yapıştırcılıktan, alttaki gerçeği gizlemeye çalışmaktan hiç mi yorulmuyorsunuz? O kadar &#8220;farklı&#8221;, &#8220;muhalif&#8221; olup da eleştiri tahammülüne zerre sahip olmadan yaşamak nasıl bir duygu? Ajitasyonlarla eleştiriye cevap verileceğini düşünmek nasıl bir mantıktır? Omurgasızlık nasıl bir ruh halidir?</p>
<p>Ne yaptığınızın cidden farkında mısınız?</p>
<p>*Ne zamandır aradığımı, beklediğimi bulmanın dayanılmaz huzuru, neşesi. Kaybetmemek için herşeyi yapabileceğim çok az şeyden biri. Sanki yıllardır ayrıymışım da şimdi tekrar bir araya gelmişim gibi bir özlem hissi&#8230; Ve çok şey yazacakmış gibi hissetmeme rağmen hiçbir şey yazamamam. Çok acayip (:</p>
<p>*Neyse, bu postayı böyle kesiyorum. Söyleyecek çok lafım, yapacak çok işim var daha. Onlarda görüşürüz zaten. Şev baş!</p>
<p>Bağlantıyı kesebiliriz&#8230;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2011/12/16/cuma-postasi-16-12-2011/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Aynı Kafa Ama Daha Vahşi &#8217;2005 New Orleans &#8211; 2011 Van&#8217;</title>
		<link>http://belapresente.com/2011/10/26/ayni-kafa-ama-daha-vahsi-2005-new-orleans-2011-van/</link>
		<comments>http://belapresente.com/2011/10/26/ayni-kafa-ama-daha-vahsi-2005-new-orleans-2011-van/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Oct 2011 10:22:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Ahmet A. Sabancı</dc:creator>
				<category><![CDATA[I "Still" Hate It Here!]]></category>
		<category><![CDATA[Politik / Anti-Politik]]></category>
		<category><![CDATA[2011]]></category>
		<category><![CDATA[azınlık]]></category>
		<category><![CDATA[imha politikası]]></category>
		<category><![CDATA[new orleans]]></category>
		<category><![CDATA[öteki]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[van]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://belapresente.com/?p=423</guid>
		<description><![CDATA[INTRO Benzer politik görüşler, benzer düşünceler her nerede olurlarsa olsunlar benzer sonuçları yaratırlar. Her ne olursa olsun fırsatlarını asla kaçırmazlar. Ve saldıracak bir nokta, &#8216;düşman&#8217;ı ezecek bir boşluk yakaladıkları zaman geriye hiçbir şey bırakmazlar. Bunu zaten hepimiz biliyoruz ancak mesele bilmek değil, bunun ne kadar acımasız ve vahşice bir noktaya gidebildiğinin de farkında olmak ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h2><a href="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/10/tayyip-bush.jpg"><img class="aligncenter size-full wp-image-424" title="tayyip-bush" src="http://belapresente.com/wp-content/uploads/2011/10/tayyip-bush.jpg" alt="" width="354" height="291" /></a></h2>
<h2></h2>
<h2>INTRO</h2>
<p>Benzer politik görüşler, benzer düşünceler her nerede olurlarsa olsunlar benzer sonuçları yaratırlar. Her ne olursa olsun fırsatlarını asla kaçırmazlar. Ve saldıracak bir nokta, &#8216;düşman&#8217;ı ezecek bir boşluk yakaladıkları zaman geriye hiçbir şey bırakmazlar. Bunu zaten hepimiz biliyoruz ancak mesele bilmek değil, bunun ne kadar acımasız ve vahşice bir noktaya gidebildiğinin de farkında olmak ve bunu ifşa edebilmek.</p>
<p>Her ne kadar buralarda durum daha da acımasız ilerlese de aslında politik arenada benzer saflarda ilerleyen iki insanın benzer iki olay karşısında ne yaptıklarını biraz gözünüze sokmak istiyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>BENZER VAHŞİLİK</h2>
<p>Bir yana 2005 yılında ABD&#8217;yi koyalım; Katrina Kasırgası sonrasında devletin New Orleans&#8217;taki afro-amerikanlara karşı vurdumduymaz, umursamaz tavrını. Diğer tarafa da 2011 yılındaki TC&#8217;yi; Van depremi sonrasında Van&#8217;a karşı tavırlarına, yardım etmedikleri gibi hem bunu gizlemeye hem de ötesine geçerek gidecek yardımlara da müdahele etmeye çalışmalarını. Dışarıdan gelecek yardımların önünü kesişlerini.</p>
<p>Benzer noktalar çok; rahat tavırları, umursamazlıkları, beceriksizlikleri&#8230; Ve bunların hepsini yüzsüzce ve gururla yapıyor olmaları. Bu nokta açıkcası çok da şaşırtmıyor beni. Texas&#8217;lı Bush&#8217;la, Kasımpaşa&#8217;lı Tayyip&#8217;in çok da farklı hareket etmelerini elbette beklemek komik olurdu. Ancak insanlık dediğimiz şey ne olursa olsun bu durum karşısında ses çıkartmayı gerektiriyor -en azından öyle olması lazım-. ABD&#8217;de bu duruma karşı &#8220;Bush Doesn&#8217;t Care About Black People&#8221; şeklinde başlayan kampanyalar, gazetelerdeki, TVlerdeki yazılar, programlarla bunun acımasızca ifşası yapılmıştı ve bu konuda oldukça zor duruma sokulmuştu Bush ve tayfası. Zaten kopma da buradan itibaren başlıyor&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>KOPUŞ NOKTASI</h2>
<p>Aslında çok bariz bir nokta bu bahsettiğim, ABD&#8217;de bu durumdan sorumlu olanlar -yani &#8216;redneck&#8217; denilen tayfa- ciddi bir şekilde azınlığa düşürülmüş ve ciddiye bile alınmayan bir grup haline getirilmiş. Biz de ise aynı ismi verebileceğimiz tavır halkın büyük bir kesimini kapsıyor ve medyadan, sokaklara kadar her yeri ele geçirmiş durumda çok uzun zamandır. Bu yüzden de bu tavır çok daha büyük bir yüzsüzlükle, acımasızlıkla ve arkasına devasa bir destek alarak ilerleyebiliyor.</p>
<p>Nasıl mı destek alıyor peki? Medya bu konuda haber basmıyor, yazmıyor, konuşmuyor; ABD&#8217;de bunu ancak FOX ve birkaç yerel kanal yapar ancak. Halk sosyal medyadan tutun da yardım paketlerinde yaptığı adiliklerle bunun daha da güçlenmesini sağlıyor; yiyorsa redneckler ABD&#8217;de denesin öyle bir paket göndermeyi. Oradaki vali, yardımlarını geç yapmakla ve geciktirmekle kalmayıp, iktidara yalakalık adına oradaki halkın kendi iradesini yok sayıp önüne engel koymaya çalışıyor. vs vs vs&#8230;</p>
<p>Aslında mesele fazlasıyla benzer ancak sorun buradaki zihinlerin yapısıyla daha da acı verici bir hal alıyor olması. Buradaki zihinler buna karşı durmaktansa, ateşi krüklemeyi yeğliyor ve bunu çok da iyi beceriyorlar. Onların bu kadar rahat olması ise zaten acı çeken insanların acısını arttırmaktan da başka bir işe yaramıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h2>KAPANIŞ</h2>
<p>Eğer bugün iktidar dilediğince bir deprem bölgesine işkence yapabiliyorsa, oradaki yardımları hem legal hem de yığınların dedikodu güçleriyle geciktirip azalttırabiliyorsa ve buna rağmen Katrina sonrası Bush&#8217;un düştüğü korku halini yaşamıyorsa; bugün Müge Anlı gibileri hâlâ gururla TVye çıkma basiretsizliğini gösterebiliyorsa -başka bir ülkede olsa başına neler gelebileceğine dair yığınla örnek var-; bugün tüm bunlar sırf o bölgede Kürtler çoğunlukta diye oluyorsa üstüne üstlük -tıpkı New Orleans&#8217;ta zenciler çoğunlukta diye benzer muamele yapıldığı gibi- ve kimse de bundan utanmıyorsa bunun suçunu hastalıklı yığınlardan başka bir yerde aramak aptallık olur.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://belapresente.com/2011/10/26/ayni-kafa-ama-daha-vahsi-2005-new-orleans-2011-van/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

